İngiltere’de üniversite eğitimi Türkiye’ye göre çok çok farklı. Ama daha iyi, daha eğitici olan, öğrencilerin karakterlerini daha layıkıyla şekillendiren, onlara daha fazla beceri kazandıran, hayata hazırlayan hangisi diye sorarsanız yorum yok derim ben naçizane.
Yani kimine göre ekmek parası kazanmak zorunda olmadığımız yıllarımızı ülser olarak, çalışarak, çalışarak, çalışarak, yaşamayarak, kitaplar arasında geçirip, tüm geleceğimizi birkaç saatteki performansımıza sığdırdıktan sonra ezberlemek ezberlemek ezberlemek ve sonra gene o korkunç anın tekrarı olan küçük ölümlerden dönmek şartıyla elimize diploma verirler…
Ya da yarış atları gibi değilde, bir kaşif gibi araştiririz, öğreniriz, projeler hazırlarız, sunumlar yaparız, sınavlara gireriz ve başarımıza göre, istediğimiz bir bölümde aynı rahatlik, ciddiyet ve araştırmacı ruhla okur, analitik beceriler kazanır, birey olmayı öğrenir, bir yandan ekmek paramızı da kazanırız. Bütün bunların sonucunda ise birkaç saatin değil, 3 yıl boyunca verdiğimiz performansın ve her anımızın ortalama bir değeri önümüze sunulur.
arkadaşlar mesele "sistem" meselesidir. ha türkiye de sistem yok mu? heryerin bir sistemi vardır. bazısının ki "işler" bazısının ki "aksar".
devlet birey içindir öncelikle. sistemi işler hale getirecek bizleriz. çünkü hepimiz bu sistemin bir parçasıyız.
bu bağlamda eğitim de bir sistem meselesidir. bu da zaman ister. bizim kendi tarzımız olmalı. neden? çünkü biz farklı insanlarız. türk ekolü mesela. ne yapıcam? kendi yapıma göre sistemin parçalarını oluşturucam. daha sonra aksayan yönleri bulup bunları bir plan program dairesinde geliştiricem.
ne yaptığını bilmen önemli! uk ye gitmişsin zimbabeye gitmişsin bu kadar önemli değil.