ozgur_cocuk bir bakima dogru soyluyor. bu sadece ingilizce icin gecerli degil tum dillerde kafasini gozunu yarmak ve dogruyu bulana kadar (zaten sizi duzelteceklerdir yanlis yapmaktan korkmayin) cabalamak. Karsinizdakini anlamiyorsaniz anlayana kadar tekrar ettirin tabi bunu da karsidakini sikmadan yapmak lazim. Ingilizler hele sizden yasca buyuk ise sizin iyi niyetinizi anladiktan sonra size sonuna kadar anlatirlar.
Kelime haznenizi genis tutmaya calismalisiniz. Biz okulda iken kelimeleri kucuk kagitlara yazip cebimizden tombala ceker gibi calisirdik. bu sistemi baska dilde de uyguladim ve su anda 3 dilide fluent konusuyorum. Azmedin korkmayin dilin sizi yenmesine izin vermeyin.
Her dil kolaydir, bakis aciniza gore degisir. yilmaya bikmaya baslarsaniz o dil sizi yutar ve kaybedersiniz.
Birde benim anlamadigin sey neden Ingiltere ye giderken seviyemin ne olmasi gerekir diye dusunuyorsunuz. Burada seviyesi sizden cok daha dusuk insanlar var Alfabeleri tamamen farkli sizin alfabeniz en azindan ayni. Hindistanli, Arap, Rusya bunlarin alfabeleri tamamen farkli ve adamlar burada basariyorlar.
Konu sirlan tarafından (30.06.2009 Saat 22:49 ) değiştirilmiştir.
çok teşekkür ederim herkese bu ingilizceyi öğrenme konusunda acayip bir hırs yaptım ingilizcenin altını üstünü getirmeden türkiyeye dönmek istemiyorum türkiyedeykende kelimeleri küçük harflere yazıp cebimize koyardık çok faydalı oluyor ezberleme konusunda)
"benim arkadaşım yes-no ile gitti, 2 senedir kendi başına yaşıyor." veya "yes-no ile gitti şimdi süper." bu gibi cümlelerde yer alan "o arkadaş"ın düzgün bir ingilizce konuştuğunu kimse görmemiştir, duymamıştır, görüp duyamazda.
devil may cry'ın dediği gibi burada sihirli değnek veya matrix'in kırmızı hapı falan yok. çalışıp çabalayacaksınız. ingilizce konuşulan bir ülkede yaşamanın amacı motivasyonu arttırmak ve o dilin kültürel alt yapısını kavramaya yönelik olabilir. aynı, aslında evde şınav çekebilecekken veya sahilde koşabilecekken bu işi, para verip spor salununda yapmak gibi. (tamam canım o kadar da basite indirgemeyelim ama anladınız siz demek istediğimi.)
benim kişisel tavsiyem şudur ki; memlekette ingilizce adına yapabildiğiniz herşeyi yaptıktan sonra buraya gelin. yani kurslara gidin, derslerinize çalışın, filmler izleyin, internet sitelerinden chat yapın, kitap/dergi vs. okuyun, gittiğiniz kursta en son kuru bitirin. ondan sonra baktınız ki kurs bitti, size verebilecekleri en yüksek derecedeki sertifikayı verdiler işte o zaman buraya gelin.
yabancı dil öğrenmek son derece karmaşık ve uzun bir süreçtir ama başarılamayacak bir şey değildir. sabırlı ve azimli olmanız gerekiyor. eğer buraya düşük bir seviye ile gelirseniz bunalıma girersiniz ve ilerleme kaydedemezsiniz.
benim dil seviyesi ile ilgili görüşüm bu. bir kaçta öğrenim ile ilgili görüş aktarmaya çalışacağım aşağıda.
1) gittiğiniz kurslarda sakın devamsızlık yapmayın. unutmayın burada öğrenim görmek hiçte ucuz birşey değil. paranızı çöpe atmayın.
2) önceliğinizin ne olduğunu unutmayın. eğer ingiltere'deyseniz ve çalışmanız gerekiyorsa gününüzü çalışmakla geçirmeyin. eğer çalışmak öğreniminizi aksatıyorsa başka bir iş bulun. tabii güzeli birikmiş para ile gelip hiç çalışmamak
3) "In Use" serisi kitapları alın ve düzenli olarak çalışın. bu seri gerçekten çok iyi ve tavsiye ettiğim bir seri ve şunlarda oluşmakta : Essential Grammar In Use, English Grammar In Use, Advanced Grammar In Use, English Vocabulary In Use, English Phrasal Verbs In Use, English Collocation In Use, English Idioms In Use.
4) bir iPod alın ve iTunes Store'a bağlanıp BBC Learning English ve diğer ilgi alanlarınızla ilgili podcastlara üye olun ve dinleyin.
5) Türkiye'de cnbc-e, TNT, e2 gibi kanalları ingiltere'de ise BBC iPlayer sitesini takip edin.
6) sınıftayken "eyvah şimdi yanlış konuşup rezil olacağım." diye düşünüp konuşmamazlık etmeyin. merak etmeyin kimse doğru düzgün konuşamıyor zaten.
sanırım şimdilik bu kadar yeter.
herkese selamlar, başarılar.
Aydin isimli Üye şuanda online konumundadır Mesajı Moderatöre bildir Konuyu düzenle/Sil