Nedir ingiltere'de yasamak? Nelerden vazgecmektir? Ne olmadan yapamamanin belirtisidir? Hangi hayat tarzi icin, kimlerden vazgecistir? Degiyor mudur, degecek midir?
Yillarca -bu ulkeden- nefret ederek, Turkiye''ye donecegim gunu hayal ederek, hayatimi adeta gecistirerek ama havasini, suyunu, insanlarini, duzenini, yemeklerini begenmedigim, her kotu olayda gunah kecisi yaptigim bu ulkeye farketmeden bir daha kopamayacak kadar alisarak gecirdim gunlerimi.
Turkiye'de deprem oldu o ara, ekonomik kriz oldu, insanlar degisti, tuhaflasti ben hep "olsun" dedim.
O buyuk gun gelip cattiginda yillar suren inadima sadik kalip icimde bir huzursuzluk, butun hayatimi kutulara kaldirirken arkada birakacagimin, ya da asla birakamayacagimin, "İngiltere''de yasamanin" aslinda benim bir parcam oldugundan habersizdim.
Simdi bu ulkenin duzenli, belki biraz sikici ama guvenli sokaklarinda dolasirken, birbirini kovalayan sincaplari seyredip derin derin havasini solurken, isyerinde soyle bir arkama yaslanip etrafima bakarak calan muzige eslik ederken, okulun kutuphanesinde kesfettigim gizli bolmeye kartimdaki limit bosalinca almak uzere herkesi atlatip kaptigim kitabi saklarken, yolda rastladigim bir arkadasla gurultulu bi cafede kahve icerken "bunu ben sectim" diyorum kendime hep. Ve sonra gulumsuyorum. Sanirim İngiltere''de yasamak benim icin hayatin ta kendisi
En son 2006 Agustosta Londra'da sıkıntıdan patlar bir halde, neden orada oldugumu, amacımın ne oldugunu sorgular bir halde oldugumu hatırlıyorum. Biran önce kaçıp kurtulmak, Turkiye' ye geri donmek, sevdiklerime kavusmak istiyordum. Oyle garip bir histi ki belki de bin yıl düsünsem boylesine aşık oldugum bu şehirden böylesine kopmak isteyeceğimi aklıma getirmezdim ama olmuştu işte...Hyde Park'ta uzanıp güneşli bir günün tadını çıkarttığımız bir anda eşime kendimi bu şehire ait olmadığımı hissettiğimi söylediğimi hatırlıyorum. O an öyle bir sıkıntı kaplamıştı ki içimi havanın güneşli olması bile kar etmiyordu.
Sonunda oldu, Türkiye' ye döndük...Şu an gözümü kapattığım her an British Library'den çıkmış, Tothennam Street'te yürürken görüyorum kendimi ya da google earth' in başında Londra turu atarken buluyorum, ah keske Londra'da olsaydim da yağmurlu bir günde koştura koştura en yakın Nero' ya girip sıcacık bir kahve ile icimi ısıtsaydım diye dusunuyorum...
Londra tam anlamıyla hastalıklı bir ask sunuyor insana. Onunla beraberken ondan kurtulmak, uzaklasmak, kopmak istiyor, kopunca da onun özlemi ile yanıp tutuşuyor insan her an...Arkadaşlarım oturdukları evlerinin manzaralarını çekip gönderiyorlar nisbet olsun diye...Ben Londra' yı terkettim ama terkeden dahi başıma bunların geleceğini bilerek terkettim onu. Şu an olsa aynı şeyi yapar mıydım? Şartlardan ötürü evet yapardım ama en azından Londra'da iken ona gereken özeni gösterir, en azından onunla beraberken ona duyduğum, o şehre duyduğum aşkın mutluluğunu yaşardım.
Eğer Londra'da yaşıyor ve oradan kurtulmak istiyorsanız.Bu inanın çok zor oluyor. Londra kanınıza işliyor, bir hastalıklı aşk gibi...
arkadaşlar siz istediğiniz kadar beğenin ama ben ingiltere'de yaşamanın Türkiye'de yetişen kişilere göre olduğunu düşünmüyorum...yemekleri iğrenç,hava doğuk,insanlar soğuk...şahsen ben türkiyeye döneceğim günü dört hatta sekiz gözle bekledim...artık TÜRKİYEDEYİMM