burda beş tane iniglizle 2 gece takıl öreneceğin şeyler bellidir ama gelsin bi ingiiliz türkiyede bi erkek ortamına 2 gece takılsın bak nası şakımaya başlıyo dilin bütün inceliklerini...
Turkce Ispanyolca, Italyanca ve Yunanca dil yapisi olarak birbirine en yakin olan diller... Mesela bir italyana turkce bir metin verin... Anlamini bilmese de seslere gayet dogru basarak okur... Keza maltali biri de Akdeniz dialectigi deniyor buna...
Ancak ozunde Turkce nin fransizca yatar... Fransizlarda bizim gibi uzuuuuun uzunnnn cumleler ve suslu suslu kelimeler kullanmaya bayililar... bu sebepledirki...
Bir turk icin esas zor olan Ingilizce ogrenmek degil Ingilizce dusunebilmektir...
Mesela... Kalbimi parcalara ayirdin ve bir kutunun icine hapsettin kalbimin en kucuk zerrelerini...
bu cumleyi ingilizceye cevirdiniz vakit abuk subuk bisey olarak cevirirsiniz... Cunku ingilizlerde dilleri de kendileri gibi SIG ve direktir...
EVET veya HAYIR dan ibaret hayatlarinda da RENK yoktur... Siyah yada beyaz vardir...
Diyceeem o ki ingilizce dunyanin en kolay dillerinden biri olmasina ragmen edebiyatsal acidan koskocaman bir sifirdir... Bunu da amator ingilizce senaryo yazan biri olarak soyluyorum...!
Mr Brown 'in yazilarini cok hos ve eglenceli buluyorum, ozellikle sekspir'le ilgili yazdigi bolum cok ilgimi cekti.. ama burada turkce ile ilgili yazdiklarina katilmiyorum..
turkce ogrenmesi ve konusmasi daha kolay bir dil bence.. bu arada yabancilara turkce dersi verdigimi eklemeliyim..
herseyden once yazildigi gibi okunuyor.. ayrica kelime hazinesi cok kisitli.. ve hep turetmelerden olusuyor... cok fazla irregular durum yok... saglam bir kurgusu var.. tabii bu benim gorusum.. tartismaya acik...
hic bir dil yazildigi gibi okunmaz... Turkce ana diliniz oldugu icin size boyle geliyor...
turkce de edebiyatin ve dil estetikliginin siniri yoktur... Ancak ingilizce de ne kadar uzun cumle kurdunuz o kadar sacmaladiniz demek oluyor
ingilizlerin burada calisan fransizlarla ilgili en buyuk sikayetleri de o soylediklerinden bisey anlamiyorlar... estetik yapacam diye uzatttip durduklari icin
1996 yazi Kazakistanda Hazar denizi kenarinda bir santiye;
konuklarimiz Iskocyali guvenlik muhendisi, ingiliz kalite kontrol muhendisi, Turk Harita muhendisi, bizim sofor ve ben
Sabahin 8:30 u guvenlik muhendisi Cameron Smith, kapiyi caldi iceri girdi elinde tuttugu sari karti bana gosterip disari cikmami soyledi, ciktim. Bizim isciler safety olayini astiklari icin sabahin korunde deniz kenarinda balik tutmaya baslamislar. is yok guc yok ne yapsinlar.
Cameron ve ben Rus dili incelikleri hakkina ufak ufak konusmaya baslamistik ki, Harita muhendisi abimizden anons geldi bende hali hazirda cevap olarak -dinliyorum abi dedim ve konustuk.
Harita muhendisi abi benim arabayi istedi bende soforle birlikte gonderdim. cok gecmeden yanima geldiler. bu arada Cameron cok guzel arapca konusur ve benim soforumun arapcasida harikadir. bunlar basladilar Arapca konusmaya. Harita muhendisi abimiz Ruscayi cok iyi konusur bende konusurum Cameron da yeni baslayanlardan anlayacaginiz Kazakistanda Turk ve Ingilizlerin anlasabildigi 3 adet dil var Arapca, Rusca ve Ingilizce.
neyse;
o sirada Cameronun telsizinden anons. Cameron Cameron Tim Jons over.
anons bir kere daha tekrarlandi.
Cameron dan cevap --- DINLIYORUM ABI.....
Biz koptuk sonrasini tahmin edersiniz telsizde sessizlik..... arkasindan ilk kutlama anonsu
Cameron Cameron you are Great.
ve bizim Cameronun adi o gunden sonra Dinliyorum abi oldu. Tim Johns ise Krokodil olarak isimlendirildi ve simdi emekli olarak yasamini ingilterede devam ettiriyor.