İngilizce ...

Geri git   İngiltere Forumları » İngiltere hakkında... » İngilizce »

Bir İngiliz'e Türkçe öğretmek

Anketimiz: Türkçe mi zor İngilizce mi?
Türkçe 64 55.65%
İngilizce 19 16.52%
Sorry? 6 5.22%
Ben olmuşum İngilizce 26 22.61%
Katılımcı sayısı: 115. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07.12.2005   #1
Mr. Brown
Site Bişeysi
 
Mr. Brown - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2005
Yazılar: 159
Bir İngiliz'e Türkçe öğretmek

İnsan ana dilini kolay sanıyor kendisi biliyor diye. Türkçe, kesinlikle ve tartışmasız olarak İngilizce'den çok daha zor...


İngilizce:
İngilizce'de zaman kalıpları var. Genelde geçmişse "did" olur bazen "was" olur diye... Bunu basitçe anlatmak ve bunu ders çalışır gibi öğrenmek bile mümkün.
Kelimelerin anlamları var. Bu keliemeleri yan yana getirince cümle olur...

İngilizce "Gelmedin mi?" demek için "gelmek", "sen", "geçmiş zaman kelimesi" ve "soru kelimesi" yeterlidir. Bunları yan yana koyunca "Did not you come?"şeklinde anlam kazanır.

Basitçe formül: Her durum zaman, "şey" için ayrı kelime var. Diziliş kuralları bir sayfada özetlenebilir. Kelimeleri yan yana diz.

Türkçe:

Yukarıda yaptığımızı Türkçe için yapmaya çaılışalım
gel- "(to) come",
gelme- "not (to) come",
geleme- "not (to) be able to come",
gelebil- "(to) be able to come",
Gelememiş "She [or he] was apparently unable to come."
Gelememişti "She had not been able to come."
Gelememiştiniz "You (pl) had not been able to come."
Gelememiş miydiniz? "Was it the case that you (pl) were not able to come?"

Gelebilmemişsin mi? diyen İngiliz'in günahı ne? (Mi yi de ayrı yazmış üstelik)

Basitçe formül: (Bulan yazsın)
Mr. Brown isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.01.2006   #2
Yoko ono
Çaylak Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2006
Nerden: cambridge
Yazılar: 2
guzel turkcemiz

Mr Brown 'in yazilarini cok hos ve eglenceli buluyorum, ozellikle sekspir'le ilgili yazdigi bolum cok ilgimi cekti.. ama burada turkce ile ilgili yazdiklarina katilmiyorum..
turkce ogrenmesi ve konusmasi daha kolay bir dil bence.. bu arada yabancilara turkce dersi verdigimi eklemeliyim..
herseyden once yazildigi gibi okunuyor.. ayrica kelime hazinesi cok kisitli.. ve hep turetmelerden olusuyor... cok fazla irregular durum yok... saglam bir kurgusu var.. tabii bu benim gorusum.. tartismaya acik...
Yoko ono isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.07.2006   #3
beste967
Çaylak Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Yazılar: 2
Tabi ki de Türkçe çok zor.Diğer birçok dilde ve örnek olarak İngilizce,zaman ekleri ve diğer ekler hep cümlenin başında ve hiç değiştmiyor.Mesela geçmiş zaman "did" gibi.Ama Türkçe'de ekler hep kelimelerin sonuna geliyor.Harfin ünlü ya da ünsüz olmasına bağlı olarak değişiyor.Yani gerçekten dilimizi öğrenmek çok zor...
beste967 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.09.2006   #4
orhan
Çaylak Üye
 
Üyelik tarihi: May 2006
Yazılar: 19
valla böyle de bişey var

Kaynak: visioneurope.com
Türkçe üzerine bir matematik modelleme ve bunun olasi sosyal yansimalari üzerine bir zihin jimnastigi.

"Victor Hugo siirlerini 40.000 kelime ile yazdi. Türkçe'yi en zengin kullananlardan Yasar Kemal'in romanlari 3.500 kelimeyi geçmez" görüsü çok yaygindir. Bu görüs haklidir zira Türkçe'nin Fransizca'ya oranla daha az sözcük içerdigi dogrudur. Ingilizce'ye, Almanca'ya, Ispanyolca'ya oranla da daha az sözcük içeriyor olmasi gerekir. Ne var ki bu Türkçe'nin daha yetersiz bir dil oldugu anlamina gelmez! Çünkü Türkçe az sözcük ile çok sey anlatabilen bir dildir! Daha fazla sözcük içerse bunun kimseye zarari dokunmaz ancak, geregi yoktur.

Baska bir dilden Türkçe'ye çeviri yapan herkes sözlügü açtiginda, aralarinda minik anlam farklari olan bir çok sözcügün Türkçe karsiliginda çogu zaman ayni kelimeyi okur. Bu, ilk bakista bir eksiklik gibi görünebilir, oysa öyle degildir. Çünkü yukarida adi geçen diller kelimelerin statik olan anlamlarini ögrenmeye, Türkçe ise bu anlamlari bulup çikarmaya, yani dinamik anlamlandirmaya dayalidir. Türkçe'de anlamlari sözlükteki tanimlar degil, kelimelerin cümle içindeki konumlari belirler. Tam bu noktada, Türkçe'nin, referans olmak üzere sadece gerektigi kadari sözlüklere alinmis, sonsuz sayida kelime içerdigi bile öne sürülebilir.

Ingilizce-Türkçe sözlükte "sick", "ill" ve "patient" in karsisinda hep "hasta" yazar. Bu baglamda Ingilizce'nin üç kat daha fazla sözcük içerdigi söylenirse bu dogrudur. Ancak, aradaki farklarin Türkçe'de vurgulanamadigi söylenmeye kalkilirsa bu yanlis olur: "doktor falanca beyin hastasi olmak", "böbrek hastasi olmak", "Internet hastasi olmak", "filanca sarkinin hastasi olmak" arasindaki farki Türkçe konusan herkes bir çirpida anlar. Bunun nasil olabildigini görmek zor degildir. Bir kalem alip, alt alta:

3 + 5 =

12 + 5 =

38 + 5 =

yazmak, sonra da bunlari toplamak yeterlidir. Hepsinde ayni "+ 5" yazdigi halde sonuçlar farkli çikiyorsa, Türkçe'de de hepsinde ayni "hastasi olmak" ifadesi geçtigi halde sonuçlar farkli olacaktir. Türkçe'nin az araç ile çok is yapmasinin sirri matematikte yatar. 0 dan 9 a kadar 10 tane rakam, arti, eksi, çarpi, bölü dört islem isareti ve bir ondalik ayraci virgül, yani topu, topu 15 simge ile sonsuz sayida islem yapilabilir. Türkçe de benzer özellikler gösterir. Türkçe matematige dayali olmaktan da öte, neredeyse matematigin kilik degistirmis halidir.

Türkçe'deki herhangi bir fiilin çekiminin ve kelimelerin nasil çogul yapilacaginin ögrenilmis olmasi, henüz varligi bile bilinmeyen, 5 yil sonra Türkçe'ye girecek fiillerin nasil çekileceginin ve 300 yil önce unutulmus kelimelerin çogullarinin ne oldugunun biliniyor olmasi demektir. Bu tipki birinci dereceden 2 bilinmeyenli bir denklemin nasil çözülecegi ögrenildiginde, sadece x = 6, y = 23 olan denklemlerin degil, ayni dereceden bütün denklemlerin nasil çözüleceginin ögrenilmis olmasi gibidir. Oysa sözgelimi Ingilizce'de "go", " went" olurken "do", "did" olur. Çogul ekleri için de durum aynidir: "foot", "feet" olurken "boot", "beet" degil "boots" olur. Bunun tutarli bir iç mantigi yoktur, tek çare böyle olduklarinin bellenmesidir.

Türkçe'de ise, statik kelimeleri ezberlemek yerine dinamik kurallari ögrenmek gerekir. Türkçe'de neredeyse istisna bile yoktur. Olanlar da ses uyumu geregi alma olmasi gereken meyve isminin elma biçimine dönmesi gibi birkaç minör istisnadir. Kurallar ise neredeyse, bu dili icat edenlerin Türk olduguna inanmayi zorlastiracak kadar güçlü ve kesindir.

Bu noktadan sonra, anlatilanlari matematik olarak formüle etmek, aradaki iliskiyi somutlastirabilmek açisindan yararli olacaktir. Bunu yapmanin en kolay yolu ikili sayi sistemini kullanmak oldugu için de yalnizca 0 ve 1 leri kullanmak yeterlidir. Izleyen örneklerde [1 = var] ve [0 = yok] anlaminda kullanilmislardir.

KELIME KÖKÜ ÇOGUL EKI MATEMATIK IFADE
ev 1.0
ev ler 1.1
ler 0.1

Türkçe'deki bütün kelimelerin 2 bit oldugu varsayilabilir (ileride bit sayisi artacak). Tekil olan bütün kelimeler 1.0 (kelime kökü var; çogul eki yok), çogul olanlar ise 1.1 dir (kelime kökü var; çogul eki var). Bu kural hiç degismemek bir yana, öylesine güçlüdür ki Türkçe'de baska hiç bir dilde yapilamayacak bir sey yapilip, olmayan bir kelimenin çogulu dahi söylenebilir (0.1). Birisi karsisindakine sadece "ler" dediginde, alacagi tepki: "anladik ler de, neler?" türünden bir cevap olacaktir. Bir seylerin çogulunun söylendigi bellidir de, neyin çogulunun kastedildigi açik degildir.

VURGULAMA SIFAT KÖKÜ ZAYIFLATMA MATEMATIK IFADE
kirmizi 0.1.0
kip kirmizi 1.1.0
kirmizi msi 0.1.1
kip kirmizi msi 1.1.1

Türkçe'deki sifatlarin anlamini kuvvetlendirmeye veya zayiflatmaya yarayan bu kural da hiç degismez. Hatta istenirse bu kurala uyan ama hiç bir sözlükte bulunmayan, hem kuvvetlendirilmis hem de zayiflatilmis garip sifatlar bile türetilebilir. "Günes dogma[z]dan[sic] az önce ufuk kipkirmizimsi (kip + kirmizi + msi; [1.1.1]) bir renk aldi" dendiginde, herkes neyin kastedildigini anlayacaktir. Çünkü ayaküstü türetilen bu sifat, hiç bir sözlükte yer almaz ama, Türkçe konusan herkesin çok iyi bildigi bu kurala uygundur.

Fiil çekimlerinde de isler farkli degildir. Burada zorunlu olarak kisi için 3, zaman için 2 bitlik gruplar kullanilacak. Çoklu bit gruplari sunlari ifade edecek:

011 = ben
010 = sen
000 = o
111 = biz
110 = siz
100 = onlar
-------------
00 = genis zaman
11 = simdiki zaman
10 = gelecek zaman
01 = geçmis zaman


KÖK ETERLILIK OLUMSUZ ZAMAN HIKAYE RIVAYET KISI MATEMATIK IFADE
oku (y)abil di m 1.1.0.01.0.0.011
oku (y)a ma z mis sin 1.1.1.00.0.1.010
gel me (y)ecek ti 1.0.1.10.1.0.000
git me di k 1.0.1.01.0.0.111
sasir abil ecek ti iz 1.1.0.10.1.0.110
bil (i)yor lar 1.0.0.11.0.0.100

Tabloda zaman ile ilgili küme 3 bit yapilip geçmis zaman "di'li geçmis" ve "mis'li geçmis" olarak ikiye ayrilabilir, soru bileskeni için ayri bir bit eklenebilir, emir ve sart kipleri de isin içine katilabilir ancak, sonuç degismezdi.

Cümleleri olusturan ögelerin (özne, nesne, yüklem, vb...) siralamasi da rastgele degildir. Türkçe cümleler bir tür "crescendo" (siddeti giderek artan dizi) izlerler. Bütün vurgu en sonda yer alan yüklem (fiil) üzerindedir. Diger ögelerin önemi, yükleme olan yakinlik/uzaklik konumlari ile belirlenir. Yükleme yakinlasildikça önem artar. Gene matematiksel olarak ele almak gerekirse, cümleyi olusturan her bir ögenin toplam öge sayisi kadar haneden olusan bir matematik degere sahip oldugu varsayilabilir. "Dün Ahmet cami kirdi" cümlesi 4 ögeden olusmaktadir; o halde her öge 4 haneli bir degere sahip olacak, ilk öge en düsük, son öge ise en yüksek degeri tasiyacaktir.

CÜMLE MATEMATIK DEGER MATEMATIK DEGER MATEMATIK DEGER MATEMATIK DEGER
0001 0011 0111 1111
1 Dün Ahmet cami kirdi.
2 Dün cami Ahmet kirdi.
3 Ahmet dün cami kirdi.
4 Ahmet cami dün kirdi.
5 Cami dün Ahmet kirdi.
6 Cami Ahmet dün kirdi.

Simdi tablodaki cümleler tek, tek ele alinabilir:

1. cümle: Dün Ahmet bir is yapti ve bu cami kirmak oldu.
2. cümle: Dün kirilan cami baskasi degil Ahmet kirdi (suçlu Ahmet!).
3. cümle: Ahmet'in dünkü isi cami kirmak oldu (belki önceki gün kitap okumustu).
4. cümle: Ahmet cami herhangi bir zaman degil, dün kirdi (yarin kirmasi gerekiyor olabilirdi).
5. cümle: Cam düne kadar saglamdi, kirilmasinin suçlusu ise Ahmet.
6. cümle: Cami Ahmet zaten kiracakti, bunu dün yapti.

Cümleyi olusturan ögeler kesinlikle ayni kalirken (cam hep 'i' haliyle 'cami' olarak kaldi; fiil hep 3. tekil sahis, di'li geçmis zamanda çekildi, vb.) sadece yerlerinin degismesi cümlelerin anlamlarini da degistirdi. Her cümlede 0011, 0001'den daha fazla, 0111 bu ikisinden daha fazla, 1111 ise hepsinden daha fazla önem tasidi. Anlami belirleyen de zaten her bir ögenin matematik degeri oldu.

Kelimelerin statik anlamlar tasidiklari dillerde, zaman belirtecinin (dün) yeri degistirilerek elde edilebilecek 2 çesitlemenin disinda diger anlamlari vermek için kip degistirmek (edilgen kip - passive mode kullanmak) veya araya açiklayici baska kelimeler eklemek gerekir. Türkçe konusanlar ise her bir cümlenin digerinden farkini derhal anlarlar.

Matematik ile olan alis-veris yalnizca verilen örneklerle sinirli degildir. Türkçe'nin ne tarafi ele alinsa bu iliski ile yüz, yüze gelinir.

Türkçe'nin bu özelligini "Insanlar kendilerine ulasan mesajlari nasil anlarlar? Bunun kullanilan dil ile bir ilgisi var midir? Bir Fransiz, bir Ingiliz, bir Türk ayni mesaji kendi ana dillerinde alsalar, birbirleri ile ayni sekilde mi, yoksa farkli mi algilarlar? Eger dilin algilamayla ilgisi varsa, isin içine bir dil karismadiginda yani sözgelimi bir pantomim gösterisi izlenir veya üzerinde hiç yazi olmayan bir afise bakilirken, dil ile ilgili bu aliskanliklar nasil etki ederler?" türünden sorulara yanit ararken fark ettim. Bu özellik konuya ilgi ve sabirla yaklasip, bakmayi bilen herkesin görebilecegi kadar açik. O nedenle, bu güne kadar kesinlikle baskalari tarafindan da görülmüs olmali. "Türkçe çok lastikli, nereye çeksen oraya gidiyor" diyenler de aslinda, hayal meyal bu özelligi fark eder gibi olup, ne oldugunu tam adlandiramayanlardir.

Türkçe teknik açidan mükemmel bir dildir. Bu mükemmelligin nedeni matematik ile olan iç içeliktir. Keza, ne yazik ki Türkçe'nin, bu dili konusanlara kurdugu tuzak ta buradadir.

Kentli - köylü, egitimli - egitimsiz, dogulu - batili, vb... kültür çatismalari dünyanin her yerinde vardir. Gene dünyanin her yerinde iyi, kötü isleyen bir "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci bu çatismayi kendi içinde bir takim sentezlere götürür. Türkiye bu açidan dünya genelinin biraz disindadir. Bizde "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci ya hiç çalismaz, ya da akil almaz bir yavaslikta çalisir. Sorun, baska sebeplerin yani sira kullandigimiz dilden de kaynaklanmaktadir. Düsünme, kendi kendine sözsüz konusma olarak kabul edilirse (bence öyledir), anadilin kisilerin düsünce yapisi üzerinde etkili oldugunu da kabul etmek gerekir; insanlar kendi anadillerinde düsünürler. Türklerin büyük paradoksu iste buradadir. Teknik açidan mükemmel bir dil olan Türkçe, kendi disimizdaki dünyayi kendimizce degistirmeden, oldugu gibi algilamaktaki en büyük engelimizi olusturmaktadir.

Örnegin, Türkiye disina yabanci isçi olarak giden ilk nesil gerek bulunduklari ülkenin dilini ögrenme, gerekse oradaki yasam biçimine ayak uydurma konusunda muhtesem bir direnis gösterdiler. Bu direnisin boyutlari o denli büyük oldu ki, baska hiç bir diasporada gözlenmeyen gelismeler yasandi. Türk diasporasi, gettolasip kendi kültürünü gene kendi içine kapanik bir çevrede yasayacak yerde, kendi kültür kurumlarini o ülkeye ithal etti. Asimile olmaya en dirençli kültürlerden biri kabul edilen Ispanyollar, gittikleri yere sadece gazetelerini ve bazen de radyolarini tasimakla yetinirken; Türklerin bunlara ek olarak (hem de birden çok) televizyon kanallari ve hatta kendi fast-food'lari (lahmacun, döner, vs...) oldu. Bunlari basaran insanlarin yeteneksiz olduklarina, uyum saglamayi da bu yeteneksizlikleri yüzünden beceremediklerine hükmetmek en azindan adil ve gerçekçi olamaz. Keza, böylesine önemli bir kültür direnisi gösterenlerin, orada dogan çocuklarini egitirlerken, bunca sahip çiktiklari kültürlerini göz ardi etmis olmalari da düsünülemez. Ancak gözlemlenen o ki, orada dogan ikinci nesil, gene sözgelimi Ispanyollar arasinda hiç görülmedigi kadar hizla asimile oldu. Bunun nedenini evdeki Türkçe'nin yani sira okulda ögrenilen ve ev disinda yasanan, o ülkenin dili faktöründe aramak çok yaniltici olmayacaktir.

Biz Türkler, konusmayi ögrenirken (tipki sick, ill, patient örneginde oldugu gibi) farkli durumlarin farkli kavramlar olusturdugunu, bu farkli kavramlarin da farkli adlari olmasi gerektigini ögrenmeyiz. Ayni adi tasiyan farkli kavramlari birbirinden ayirmaya yarayacak sezgisel (sezgisel => dogal => matemetiksel) yöntemin kurallarini ögrenmeye baslariz. Sezgisellige sartlanmis beyinler ise dis dünyayi hiçbir degisiklige ugratmadan, oldugu gibi algilamayi bilemediklerinden, bildikleri tek yönteme yani kendilerince anlam çikarsamaya veya baska bir ifadeyle "sezdikleri gibi algilamaya" yönelirler.

Algiladiklari kavramlarin tümü kendi çikarsamalari dogrultusunda sekillenmis olan, kendilerince tanimlanmis bir dünyada yasayan insanlara ulasan mesajlardaki kodlar ne kadar "herkesçe bir örnek" algilanabilir? Üzerinde emek harcanmaya deger temel sorulardan biri budur. Bu sorunun yaniti belirginlestikçe, neden batidaki sistemlerin bir türlü Türkiye'de olusturulamadigi sorusunun yaniti da belirginlik kazanabilir.

Türkçe'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bu özel durum kuskusuz tüm iletisim alanlari için geçerlidir. Yunus Emre'nin okumasi, yazmasi olmayan göçebe Türkmen boylari arasinda 700 yil boyunca bir nesilden digerine büyük bir sadakatle, sözlü kültür ürünü olarak aktarilmasinin ardinda Türkçe'nin sezgiselligini sonuna kadar kullanmadaki becerisi vardir. Tanzimat ve Cumhuriyet aydinlarinin bir türlü genis kitlelere seslerini duyuramamalarinin nedeni de gene ayni denklemin içinde aranmalidir. Fransiz gibi, Alman gibi düsünmeyi ögrenenler, meramlarini anlatirken bunu yeni ögrendikleri düsünce sistematigi içinde yapmaya kalkismis ve Türk gibi anlatmayi becerememis olduklarindan basarisiz kalmislardir.

Mesajlar sadece algilanabildikleri kadar etkili olurlar. Mesajlari üretenlerin kendi konularina ne kadar hakim olduklari mesajin bütünlügü açisindan önemlidir ama, hitap edilen kisilerin kendilerine yönelen mesajlari nasil algiladiklari her seyden daha önemlidir.
orhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.04.2007   #5
zatay84
Çaylak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Yazılar: 1
yoko ono'ya cevaben:)

YOKO ONO'YA CEVABEN

selamlar...BEN ARKADAŞIN YAZDIĞINA KATILMIYORUM..Türkçe çok zor bir dil, özellikle yabancılar için. TEk kolaylığı yazıldığı gibi okunması..ama o kadar yapım ekini çekim ekini bilmek ve doğru yerde, doğru zamanda kullanmak yabancılar için neredeyse imkansız. ayrıca kElime haznesi çok dar demişsin, yani çok az kelime var demisin?? emin misin arkadaşım??? TÜRKÇE KELİME HAZNESİ EN GENİŞ OLAN DİLLERDEN BİRİDİR. BENCE BİRAZCIK ARAŞTIRMA YAPMAN ŞART BU KONUDA...
PS: BU ARADA BEN DE Viyana'da İnglizce ve Türkçe öğretiyorum yabancılara.. Türkiye'de de aynı şeyi yapıyorum..

SEVGİLER&SAYGILAR
zatay84 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.07.2007   #6
exclamation!
Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: surrey
Yazılar: 43
ya bi de su forward mail var herkes okumustur kesin ama ben buraya da yazayim istedim belki bilmeyenelr vardir...sadece biraz gulumsemek icin
DERS 1)
"Bir Turkce kelime 17 Ingiliz kelimesine bedeldir."
-Afyonkarahisarlilastiramadikla rimizdanmisiniz ?
Ingilizce tercumesi:
-Are you one of those people whom we unsuccessfully
tried to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?
DERS 2)
Yeni baslayanlar için tercume cumlesi :
-Üç cadi üç Swatch saate bakiyorlar. Hangi cadi hangi saate
bakiyor?
Ingilizce tercumesi:
-Three witches watch three Swatch watches. Which witch watch
which Swatch watch?
DERS 3)
Simdi ileri derece tercume cumlesi :
-Üç travesti cadi üç Swatch saatin butonuna bakiyorlar. Hangi
travesti cadi hangi Swatch saatin
hangi butonuna bakiyor?
Ingilizce tercumesi: (bunu kendi kendinize sesli okuyun
lutfen!)
-Three switched witches watch three Swatch watch's switches.Which
switched witch watch which Swatch watch's which switch?
Ingilizce'nin bittigi andir bu..... bla bla bla
exclamation! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.07.2007   #7
emel_all
Çaylak Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: istanbul
Yazılar: 9
merhaba

merhabalar..ben de ağustosta epsom/surrey'e geliyorum.çok düşündüm ama karar verdim sonunda. exclamation! arkadasım,sen de surrey'demissin,memnuniyetsizliklerini okudum genelde ama napim geliyorum işte orası nası biyer,havası nasıldır?arkadas bulabildinmi?sıkılmıssın sanırm ama ben sakin biriyim cok sıkılmam gibi geliyo,takılırm kendi kendime bide ingilizce seviyen nasıldı?memnun kalmamıssın ordan.ben burda kursa gittim de braz temelim var yani,bi de kendii kendine calışman önemli diyolar kelime,gramer fln.öyle halletmeye calışcam..
buarada su son forward maile çok güldüm,son kısmı sesli okuyunca daha çok güldüm tabi dilimiz her dile bedel!
emel_all isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.07.2007   #8
exclamation!
Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: surrey
Yazılar: 43
Re: merhaba

Alıntı:
emel_all´isimli üyeden Alıntı
merhabalar..ben de ağustosta epsom/surrey'e geliyorum.çok düşündüm ama karar verdim sonunda. exclamation! arkadasım,sen de surrey'demissin,memnuniyetsizliklerini okudum genelde ama napim geliyorum işte orası nası biyer,havası nasıldır?arkadas bulabildinmi?sıkılmıssın sanırm ama ben sakin biriyim cok sıkılmam gibi geliyo,takılırm kendi kendime bide ingilizce seviyen nasıldı?memnun kalmamıssın ordan.ben burda kursa gittim de braz temelim var yani,bi de kendii kendine calışman önemli diyolar kelime,gramer fln.öyle halletmeye calışcam..
buarada su son forward maile çok güldüm,son kısmı sesli okuyunca daha çok güldüm tabi dilimiz her dile bedel!
burasi kucuk bi yerlesim yeri insanlar sakin, nazik, kargasa yok, hersey duzenli...epsom'a cok yakinim 2-3 istasyon kadar yani 15 dakika falan ama orayi gormedim...benim oldugum yer de cok turk var mesela...ben bu taraflara fazla turk yoktur diye geldim ama gordum ki yanilmisim...istanbuldan sonra da pek bi sessiz sakin geldi....tek sansim ailem cok iyi o kadar iyiler ki buna inanamayan arkadaslarim gelip kendi gozleriyle gorduklerinde de sasirdiler....hava tum ingilterede oldugu gibi surekli yagmur var yani su yaz gunlerinde cok nadirdir yagmursuz bir gun....bunu duymussundur zaten ama inanki boyle..buradaki insanlara gore yaz mevsimindeler ve onlar icin sorun yok tamamen coluk cocuk cibildak geziyolar...ingilizce ise gercekten oyle buraya gelince ha deyince olmuyor....bol bol calismak calismak calismak gerekiyor..yabancilarla tanisma firsatlarini da iyi degerlendirmek gerekiyor....burada turkiyeden cok farkli seyler beklememek lazim benim seviyem intermadiate..turkiyede British Council'da bu seviyeyei bitirdim ve sertifika aldim ama tekrar burada tekrar etmem gerekti..seviyen neyse buraya gelince tekrar etmen ya da alt seviyeden baslaman gerekiyo..yani turkiyede kaldigin yerden devam etmen cok zor...bunlari da dusun..ben bilmiyordum...
bir de londraya gitmek de cok pahaliya patliyo yaninda yeterli para getir..Surrey'de yol parasi cok fazla...sabahlari tren biletleri 2 kat pahali ayrica...bu londrada da gecerli gerci....
sen sakin bir insansan ve sakinligi seviyosan burasi tam sana gore..bisikletini alir yakin kasabalara gidersin yapacak seyler de yok degil tabiki....bir de aileyle neler gorustugun de onemli aile secimi en onemlisi..arkadaslarimin cogu stres yasiyo...en iyi aile bile stres yasatabiliyo..% 80 aileler kotu diyebilirim yakin cevreme bakarak ki cok fazla au-pair arkadasim var...ve au-pairlik yaptiginda aileler kursa gitmene cok sicak bakmiyolar yani ne kadar az gidersen o kadar iyi oluyo ve is saatleriyle okul saatleri cakisabiliyo....buraya gelmeden okulla herseyini hallet...saatlerini kac para oldugunu hangi seviyler hangi saatlerde ..bunlari aileye danis...ben burda cok okul vardir diye elimi kolumu saliiyarak geldim ama ailem cok iyi sorun yasamadim ama bu dediklerimi yapmazsan %150 sorun yasarsin...
daha da yazarim biri beni durdursun

bol sans dilerim...hersey gonlunce olsun...
exclamation! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.07.2007   #9
emel_all
Çaylak Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: istanbul
Yazılar: 9
tesekkürler yazdıkların için.. yazdıklarının bir kısmından haberdarım, yani kendimi hazırladım.Aileyle maiilesiyorum fln ii gözüküyolar smdilk umarım oraya geldiğimde de cok sorun yasamam..sakin olsam da benim de bi sıkılma katsayım var tabi ama genele göre yüksek diye düsünüyorum
kimse durdurmasın yazmaya devam et sen ki bilgilenelim
görüsmek üzere..
emel_all isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.08.2007   #10
arzudilara
Çaylak Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Yazılar: 3
Arkadaşlar Türkçe dünyanin en zor dördüncü dilidir =)
arzudilara isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Kapalı
HTML-Kodları Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz



Bu sitede yazılanların tamamı Queen Elizabeth, Kenan Evren ve Kate Middleton tarafından koruma altındadır. Yazılan her yazının telif hakları İngiltere Forumları'na devredilmiş sayılır.
© Late Mr. Brown & Future Mrs. Brown ©